Balsac: Goriot Baba
  1. Ana Sayfa
  2. Kitap Önerileri

Balsac: Goriot Baba

Rastignac, Nucingen evine yanaşmayı sınamadan önce sahayı iyi tanımak arzusu ile Goriot Baba’nın bundan evvelki hayatını öğrenmek istedi ve şu suretle hulasasaı kabil olan malumatı topladı:

Jean-Joachim Goriot, ihtilalden önce meharetli, muktesit, ve 1789’daki ilk ayaklanmanın tesadüfen kurbanı olmuş bulunan ustasının ticarethanesini satın alabilecek kadar müteşebbis bir uncu çırağı idi. Jusienne sokağında, buğday hali yakınında bir dükkan açmış ve bu tehlikeli devirde ticareti için en nüfuzlu kimselerin himayesini temin etmek dirayetini göstererek bu maksatla bulunduğu mıntıkada parti reisliğini kabul etmişti. Bu diyaret servetinin menşei olmuş, serveti ise gerçekten yahut hile eseri olarak meydana çıkan kıtlıkla beraber başlamıştı. Bu kıtlı üzerine buğday fiyatları Paris’te azim bir yükseliş kaydetmişti. Bazı kimseler bakkallarda en halis un almaya giderken millet fırınların kapısında birbirini öldürüyordu. O yıl esnasında Goriot Baba mühim bir servet topladı, ve bilahare, bu servet, büyük bir para yığınının temin ettiği bütün üstünlüğü kendisine temin etti. İktidarcı mütevazı kimslerin nasibine erişti; kendisini değersizliği kurtardı. Esasen serveti, zengin olmakla artık bir tehlike kalmamış bulunduğu bir zamanda öğrenildiği için hiç kimsenin kıskançlığını da tahrik etmesi. Buğday ticaretine bütün zekasını ve bilgisini vermişe benziyordu. Mesele buğdaylara, unlara, tanelere, nevilerine, nereden geldiklerini tayin ve muhafazalarına dikkat etmeye, fiyatleri tahmin etmeye, mahsülün bol veya az olacağını hesaplamaya, zahireyi ucuza satmaya, Sicilyada, Ukraynada mahsul bulmaya taalluk edince, Goriot’nun bir benzeri yoktu. Onun işlerini idare edişini, tohumların memlekete getirilmesi ve memleketten çıkarılması hakkındaki kanunları anlatışını, bu kanunların vücude getirilişlerindeki hikmetle kusurlarını izah edişine şahit olan bir insan, onun devlet nazırı olmaya layık bulunduğuna hükmedebilirdi. Sabırlı, faal, azimkar, sebatkar, sevkiyatında süratli, kartal gibi ta yükseklerden her şeye nüfuz eden bir bakışa sahipti; her şeyi önler, her şeyi tahmin eder, her şeyi bilir, her şeyi gizlerdi; tasavvur etmek hususunda diplomat, yürümek bahsinde askerdi. İş ihtısas alnının dışında kalınca, işsizlik saatlerinde omuzu kapının pervazına dayanmış olarak eşiğinde beklediği basit ve karanlık dükkanından çıkınca, alık ve kaba amele, bir fikir muhasebesini anlatmaktan aciz, zekanın bütün zevklerine lakayadan, tiyatroda uyuyan adam, ahmaklıklarının büyüğü ile dikkati celbeden bazı Paris tiplerinden biri oluyordu. Bu kabil insanların hemen hepsi birbirlerine benzerler. Hemen hepsinin kalbinde ulvi bir his bulursunuz. İki mutlak his Goriot’nun kalbini doldurmuş, dimağındaki bütün zekayı hububat ticareti inhisarına aldığı gibi bu iki his de kalbindeki sevme kabiliyetini emip almıştı. Brie’de zengin bir çiftçinin tek evladı olan karısı kendisine dini bir hayranlık, hudutsuz bir aşk ilham etmişti. Goriot onda kendi tabiatiyle kuvvetli bir tezat arz eden narin ve azimkar, hassas ve güzel bir tabiata hayran olmuştu. Eğer insanın yüreğinde fıtri bir duygu varsa, o da aciz bir mahluka karşı her an yapılan himayenin verdiği gurur değil midir? Buna aşkı, zevklerini ihsan edene karşı bütün açık ruhların tam minnetini ilave edin ve birçok ruh garabetinin hikmetini anlarsınız. Bulutsuz yedi saadet yılından sonra Goriot karısını kaybetmek felaketine uğradı. Son zamanlarda kadın hisse taalluk etmiyen sahalarda da kocası üzerinde nüfuz kazanmaya başlamıştı. Belki de bu cansız tabiatı besliyecek, ona dünya ve hayat şeylerini anlamak şuurunu verecekti. Bu ölüm üzerine babalık duyusu Goriot’da cinnet derecesine kadar inkişaf etti. Kendisine kızlarını vermek istiyen tüccar veya çiftçiler tarafından yapılmış tekliflerin parlaklığına rağmen dul kalmakta ısrar etti. Goriot’nun sevgi duymuş bulunduğu yegane adam olan kaynatası, dünyadan gitmiş bulunmasına rağmen karısına ihanet etmemeye onun yemini olduğuna emin bulunduğunu söylüyordu. Halin bu ulvi deliliği anlamaktan aciz olan adamları bu vaziyetle alay ettiler ve Goriot’ya gülünç bir lakap taktılar. Pazar günü bol şarap içtikten sonra bu lakabı söylemeye kalkan adam, uncudan, omuzunun üzerine, kendisini Oblin sokağının bir köşesine başı önde olmak üzere yollıyan bir yumruk yedi. Goriot’nun kızlarına beslediği şuursuz fedakarlık hissi, kıskanç ve ince aşk o kadar malumdu ki, fiyat üzerinde hakim kalmak için onu çarşıdan savmak isteyen rakiplerinden biri, kendisine Delphine’e bir arabanın çarpmış olduğunu bir gün söyledi. Goriot benzi sapsarı, derhal hali terk etti.
Bu yalan haberden duyduğu keder, sonra da yalanı anlayınca hissettiği sevinçle yalancıya karşı duyduğu gazap yüzünden birçok günler hasta oldu. Haberi vermiş adamın omuzu üzerine öldürücü yumruğunu indirmedi ise de müşkül bir vaziyette kendisini iflasa mecbur ederek halden kovdu.

 

Honore de Balzac
Goriot Baba, MEB Yayınları

Hayatı:
Asıl adı Honore Balssa’dır. Ancak ismini Balzac olarak değiştirmiş ve De ön takısını eklemiştir. Köy kökenli bir ailenin çocuğudur. Babası tüccardır. 6 yıl Vendome’da College des Oratoriens’te öğrenim gördü. Napolyon’un devrilmesinden sonra ailesi Paris’e taşındı. Burada 2 yıl daha okula gitti. 3 yıl bir avukatın yanında çalıştı. Ama küçük yaşlardan beri edebiyata gösterdiği eğilim ağır bastı. Trajedi türünü denediği 1819’da yazılmış “Cromwell” başarı kazanamayınca romana yöneldi. Para kazanmak için tarihsel, mizahi ve gotik romanlar yazdı. Bunları değişik adlarla yazdı. Basımcılık, yayıncılık, hatta dökümcülük yaptı. Başarılı olamayınca tekrar edebiyata döndü. Edebiyat hayatında çok başarılı eserler sundu. Birçok ülkede satılan romanları ve kitapları çok büyük ilgi gördü ve tepkileri üstüne topladı. Edebiyatta başarılı olan Balzac hayatının sonuna kadar edebiyatla uğraştı.

Edebiyat Kariyeri:
1829’da yazdığı “Les Chouans” isimli tarihi roman tanınmasını sağladı. Bu eser Türkçeye (Köylü İsyanı 1974 ve Şu Anlar 1977 olarak) çevrildi. 1824-1834 arasında yayıncılarından aldığı parayla bohem bir yaşam sürdü. 1829-1831 arasında yergici gazetelere yazılar yazdı. 1830’lardan sonra bir toplum tarihi yazmak amacıyla, eski ve yeni romanlarını üç bölüm altında toplamaya karar verdi. Örf ve âdet incelemeleri, felsefi incelemeler ve çözümleyici incelemeler. Bu tasarı 1834-1837 arasında 12 cilt olarak gerçekleşti. 1840’ta bu yapıtların hepsine Dante’yi anımsatan bir başlık koydu: “İnsanlık Komedisi”. 1842-1848 arasında 17 ciltlik bir baskı yapıldı. 1869-1876 arasında da 24 cilt olarak yayınlandı. Eserlerinde aynı kahramanlara tekrar tekrar yer verme düşüncesini geliştirdi. Bunu gerçekçiliğin baş romanı kabul edilen ve 1834’te yayınlanan “Goriot Baba”da uyguladı. 1836 ve 1837’de İtalya gezisine çıktı. 1828’de Versailles yakınlarında pahalı bir ev yaptırdı. Borç sorunu nedeniyle Passy’de bir eve yerleşti (Bugün Balzac müzesi). Para kazanmak için tiyatroda başarısız denemeler yaptı. Edebiyatçılar Derneği başkanı olarak yazar haklarıyla ilgili girişimlerde bulundu.

1847’de Polonya’da sevgilisi Eveline Hanska’nın şatosunda kaldı. 1850’de Eveline ile evlendi Paris’e döndüler. Birkaç ay sonra yaşamını yitirdi. Geride 85’i tamamlanmış, 50’si taslak halinde eser bıraktı. Romanda gerçekçilik ve doğalcılık akımlarının yaratıcısı olarak kabul edilir. Mantıksal bir sıra izleyen olayların her şeyi gören bir gözlemcinin ağzından anlatıldığı, kahramanların tutarlı bir biçimde sunulduğu, kuralları belli “klasik roman tekniğini” Balzac’ın kurduğu benimsenir. Olağanüstü bir gözlem yeteneği ve güçlü bir hafızası vardı. Kendisini başka insanların yerine koyup onların duygularını paylaşmayı biliyordu. Eserlerinde nedenselliği ve arka plan ile karakterler arasındaki ilişkiyi açıklamakta ustadır. Bütün bu özellikleriyle “romanın Shakespeare’i sayılır.

1789’la başlayan ve uzun bir süreç alan Fransız Devrimi sırasında gelişen toplumsal değişimi anlatan; çatışmaları, iyiyi kötüyü ortaya koyan, Cumhuriyetçiler ve Kraliyetçiler’in 1830’da ülkeyi bırakıp gitmek zorunda kalan X. Charles’e dek yaptıkları kanlı kansız tüm çekişmeyi özellikle göz önüne seren, bireylerin bu çatışmadaki ulu düşüncelerin altında aslında kendi çıkarlarını nice korumaya çalıştıklarını betimleyen; sevgi, güç gibi evrensel konuları tüm çıplaklığı ve eleştirel bir yaklaşımla inceleyen; günümüz okuruna sıkıcı gelebilecek ama öncelikle Fransa ve demokrasiyi algılayabilmekte yardımcı olması bakımından tüm dünya için önemli bir Roman yazardır. Fransız Devrimi’nin geçmişsel belgesidir kitapları.

İnsanlık Güldürüsü, yazarın 1830’da kendi yapıtlarını toplamaya başladığı bir üst yapıttır. Şu anda emin değiliz ama belki de 1830’da Kraliyetçiler’in yenilgisini perçinleyen sürgünden sonra devrimdeki ulu düşüncelerin bir yalan olduğunu düşünerek böyle bir yola gitti.

-Başlıca eserleri-
Les Chouans (1828; Köylü İsyanı, 1974)
La Peau de chagrin (1830; Tılsımlı Deri, 1940, 1968)
Le Chef-d’œuvre inconnu (1831; Mahvolan Şaheser, 1944/Bilinmeyen Şaheser, 1945)
Le Colonel Chabert (1832; Kolonel Şabert, 1938/ Albay Chabert, 1944, 1974)
Le Médecin de campagne (1832; Köy Hekimi, 1942, 1979)
Eugénie Grandet (1833; Eugénie Grandet, 1938, 1991)
Histoire des Treize, comprenant :
Ferragus, 1833
La Duchesse de Langeais, 1833, 1839
La Fille aux yeux d’or, 1835
La Recherche de l’absolu (1834; Mutlak Peşinde, 1945, 1965)
Le Père Goriot, (1835; Goriot Baba; 1943, 1991)
Le Lys dans la vallée (1835; Vadideki Zambak, 1941, 1990)
La Vieille Fille (1836;)
César Birotteau (1837; César Birotteau, 1945, 1990)
La Maison Nucingen (1838; Nucingen Bankası, 1950)
Les Secrets de la princesse de Cadignan (1839)
Béatrix (1839)
Illusions perdues (I, 1837; II, 1839; III, 1843; Sönmüş Hayaller, 1949)
Albert Savarus (1842)
La Rabouilleuse (1842)
Modeste Mignon (1844; Modeste Mignon, 1947)
La Cousine Bette (1846; Bette Abla, 1977)
Le Cousin Pons (1847)
Splendeurs et misères des courtisanes (1838-1847; Kibar Fahişelerin İhtişamı ve Sefaleti, 1946/Kibar Fahişeler, 1972, 1990)
Ursule Mirouët (1841; Ursule Mirouët, 1849)

Türkçeye çevrilmiş diğer eserler
Tours Papazı (1949)
Otuz Yaşındaki Kadın (1963)
Vandetta (1943)
Tefeci Gobseck (1947-1961)
Kırmızı Han (1946)
Terör Devrinde (1979)
Lois Lambert (1946)
Bir Havva Kızı (1970)
Onüçlerin Romanı (1945)
Altın Gözlü Kız (1943)
Kötü Kadınların Parlayış, Düşüşü (1981)
Köy Papazı (1952)
Karanlık Bir İş (1947)
Esrarlı Bir Vaka (1949-1964)
İki Gelinin Hatıraları (Mémoires de deux jeunes Mariées) (Letters of Two Brides) (1940 – 1983)
Köylüler (1845, 1976-1985)
Gizli Başyapıt (Le Chef-d’oeuvre İnconnu) (2007 Samih Rıfat)
Evde Kalmış Kız (La Vieille Fille) (2008 Yaşar Avunç)

"Hislerimi Yazıya Dökmeye Gerek Yok" diyenlere Emojiler...