Karizmayı Çizdiren Selçuklu Hükümdarı ve Gürcistan Kraliçesi Tamara
  1. Ana Sayfa
  2. Tarihsel Gerçekler

Karizmayı Çizdiren Selçuklu Hükümdarı ve Gürcistan Kraliçesi Tamara

Tarihi hep gaza getiren hikayelerle değil bazen de ders çıkarılası hikayelerle okumak, anlamak lazım.
Şimdi sizlere Kralların Kraliçesi Tamara’nın hikayesinden bahsedeceğiz.

Gürcistan Kraliçesi Tamara, evlenmek için kendisine eş aramaktadır. Dönemin Selçuklu Sultanı 2. Kılıçarslan’ın birbirinden yakışıklı onbir oğlunun olduğunu duyar ve bir ressam göndererek 11 şehzadenin de resmini çizdirir. Tamara, Rükneddin Süleyman Şah’ın portresini çok beğenir. Süleyman ile evlenerek ülkesini yönetmesini ister. Fakat Süleyman “kafir” bir kadınla evlenmem diyerek teklifi reddeder. 2. Kılıçarslan’ın ölümünden sonra Süleyman tahta çıkar ve Tamara üzerine sefer düzenler.
Tamara, Selçuklu ordusunu Erzurum yakınlarında pusuya düşürür. Hatta burada Süleyman Şah atından dahi düşer. Selçuklu ordusu ağır bir mağlubiyet alır. Karizmayı çizdirir.
Tamara ise Gürcistan tarihinde en geniş sınırlara ulaşan hükümdar olur. Pontus Rum devletinin koruyuculuğunu üstlenir ve Kralların Kraliçesi ünvanını alır.


Bu kısa hikayeden sonra, Gürcü Kraliçe Tamara ve Gürcistanın Altın Çağı’nı İnceleyelim.

Kraliçe Tamara kimdir? Kraliçe Tamar kimdir? Gürcistan’ın Altın Çağı ne zamandır?

Kraliçe Tamar (Kraliçe Tamara); 1184-1213 yıllları arasında Gürcistan Krallığı’nı yöneten isimdir. (d. 1166, Mtsheta ö. 18 Ocak 1213 Agarani Fortress)

Gürcistan Krallığı’nı 1184-1213 arasında yöneten ünlü kraliçedir. Hükümdarlık dönemi Gürcistan’ın Altın Çağı olarak bilinir. “Krallar kralı” ve “Kraliçeler kraliçesi” olarak adlandırılmıştır. Bagrationi hanedanından gelir.

Gürcü Krallığı’nın en geniş sınırlarına ulaştığı Kraliçe Tamara devri (1184-1213) , Gürcistan Krallığında hem iç hem de dış açıdan çok önemli askeri ve siyasi gelişmelere sahne olmuştur.

Kraliçe Tamara, Gürcü Kralı III. Giorgi (George) (1156-1184) ile Oset Kralı’nın kızı Burduhan’ın çocuğudur. Uzun süre Gürcü Krallığı’nı idare eden ve bu süre zarfında çok önemli başarılar elde eden III. Giorgi, 1178 yılında devletin bütün ileri gelenlerinin de onayı ile kızı Tamara’yı tahtına oturtarak varisi ilan etmiştir. Giorgi’nin bundaki amacı kendisinden sonra meydana gelebilecek taht kavgalarının önüne geçmekti. Tamara bu dönemde Gürcü tahtının ortağı olsa da devlet işlerine karışmamış, ülkeyi babası Giorgi tek başına idare etmiştir. III. Giorgi’nin 1184 yılında hayatını kaybetmesinin ardından Tiflis yakınlarındaki İsan Kalesi’nden başkent Tiflis’e gelen Tamara, kendisine karşı çıkan bütün muhalif seslere rağmen burada tahta oturmuş ve Gürcü tahtının tek başına sahibi olmuştur.

III. Giorgi’nin vefatının ardından devleti tek başına idare etmeye başlayan Kraliçe Tamara, ilk olarak tecrübesizliğinden ve gençliğinden faydalanarak, önceden sahip oldukları gücü ve memuriyetleri ele geçirmenin yollarını aramaya başlayan aristokratların isyanı ile karşı karşıya kalmıştır. Bu isyanlar neticesinde en sadık adamlarından Gürcü ordusu Amirspasaları (Başkomutan) Kubasar ile Msahurtukhutsesi (Saray Kâhyası ve Saray Ekonomisi Sorumlusu) Apridoni’yi görevinden azletmek zorunda kalan Kraliçe Tamara, onların mülklerinden bazılarına da el koydurmuştur.

Tamara bundan bir süre sonra ise Mechurchletukhutsesi (Malî İşler ve Finans Sorumlusu) olarak görev yapan ve sarayın yanında Karavi denilen bir bina kurularak, devlet işlerinin görüşüleceği bir meclisin oluşturulmasını talep eden Kıpçak kökenli Kutlu Arslan’ın isyanıyla karşı karşıya kalmıştır. Kendisini etkisizleştirerek adeta bir kukla haline getirecek olan bu öneriyi reddeden Kraliçe Tamara, teklifi yapan Kutlu Arslan’ı hapse attırmıştır. Kutlu Arslan’ın hapse atılmasının ardından silahlanarak Gürcü sarayının kapısına dayanan taraftarları, Kraliçe’den onun serbest bırakılmasını talep etmişlerdir. Ancak iki taraf arasında yapılan görüşmeler neticesinde problem çözülmüş ve devlet işlerinin görüşülüp karara bağlanacağı Tanadgoma adı verilen bir danışma meclisinin kurulması kararlaştırılmıştır.

Bu dönemde meydana gelen bir diğer önemli hadise ise Kraliçe Tamara’nın evliliği meselesiydi. Soylular bu defa Kraliçe’yi bu mesele üzerinden vurmaya çalışıyorlar ve Kraliçe’nin hâlâ yerine geçebilecek bir varise sahip olmadığını ve savaşta kendilerini idare edebilecek bir lidere ihtiyaç duyduklarını ifade ediyorlardı. Gerçekte ise amaçları kendi çıkarları doğrultusunda birini kral yaparak pozisyonlarını korumaktı. Bu baskılara daha fazla dayanamayan Gürcü Kraliçesi, 1185 yılında Tiflis Emîri Ebû’l-Hasan’ın (Abulasan) da arasında olduğu bazı soylular tarafından kendisi için uygun görülen, Suzdal Prensi Andre’nin oğlu Yuri Bogolubsky ile evlenmiştir.

Kraliçe Tamara karşısına çıkan problemleri bu şekilde hallederek ülkesinin yönetiminde tam bir otorite sağladıktan sonra yönünü tamamen dış politikaya çevirmiştir. Bu dönemden itibaren saldırgan bir dış politika takip etmeye başlayan Gürcü Kraliçesi, ülkesinin sınırlarını oldukça genişletmiştir.

Önce içerideki muhalifler ve isyanlar ile uğraşmak zorunda kalan Kraliçe Tamara, bu problemleri kısa bir süre içerisinde hallettikten sonra yönünü dış politikaya çevirmiş ve pek çok askeri başarı elde etmiştir. Bu zaferlerden ilki Şemkür Savaşı’dır. 1195’te meydana gelen savaşta Gürcüler büyük bir Müslüman koalisyonunu yenilgiye uğratmışlardır.

Ancak bu dönemde kazanılan zaferlerden en büyüğü 1202’deki Pasinler savaşıdır. Bu savaş sadece Gürcüler için değil aynı zamanda bütün Hristiyan dünyası için oldukça önemlidir. Bundan sonra Gürcistan Güney Kafkasya’daki en büyük güçlerden birisi olmuştur.

Tamara döneminin bir diğer önemli olayı ise 1204’te Karadeniz’de Gürcü askerlerinin yardımı ile Trabzon Rum Devleti’nin kurulmasıdır. Gürcüler daha sonra Azerbaycan’ı istila etmişler ve bölgedeki pek çok şehri ele geçirmişlerdir. Böylece XIII. yüzyılın başlarında Gürcüler güneydoğu sınırlarında üstünlüğü ele geçirmişler ve güneydoğu ve güneybatı yönünde ülkelerinin güvenliğini sağlamışlardır. Gürcü Krallığı bu dönemde politik ve askeri olarak güçlerinin zirvesine ulaşmıştır. Bu nedenle Tamara devri günümüzde Altın Çağ olarak adlandırılmaktadır.

Tamara devrinin sonlarına doğru eskiden beri Gürcülerin üstünlüğünü kabul etmiş Kafkasya’nın kuzeyindeki bazı halklar Gürcülere karşı isyan etmişlerdir. Bunun üzerine harekete geçen Kraliçe Tamara onların üzerine bir ordu yollamıştır. İvane Mkhargrdzelidze liderliğinde üç ay boyunca bölgede akınlar gerçekleştiren ordu, isyan eden halkları dize getirmiştir. İsyancılarla esir ve vergi vermeleri karşılığında onlarla barış anlaşması yapmıştır. Böylece Gürcüler, Kafkas halkları üzerinde kontrol sağlanmış ve onları vassalları yapmışlardır.

Bu dönemde Kuzey Kafkasya’da bulunan Osetin, Kıpçak, Çeçen-İnguş ve Avarlar Gürcülere sıkı sıkıya bağlı hale gelmişlerdir. Böylece Kafkasya’nın kuzeyinde de tam otorite sağlanmıştır.

Kraliçe Tamara 1207’de kocası David Soslan’ın hayatını kaybetmesinin ardından oğlu Giorgi’yi kendisine yardımcı olarak tayin etmiştir.

Oğlu Giorgi Laşa (1213-1223) ile kızı Rusudan’ı (1223-1245) Gürcü ileri gelenlerine emanet eden Kraliçe, 1213 yılında hayatını kaybetmiştir.

Gürcistan Hristiyanlık Tarihi Açısından çok önemli bir ülkedir. Özellikle İslamiyetin yayılması savaşlarına karşı gösterdiği yüksek direnç ve başarıları ile bölgede yetişen ünlü kilise babaları sayesinde bu gün bile milyonlarca Hristiyan’ın hacı olmak için ziyaret ettiği Tiflis ve çevresindeki onlarca kilise, şapel, katedral ile tarihin önemli noktalarından birisidir.