Gerçekler ve Tarih: Oku mu? Tebliğ et mi?
  1. Anasayfa
  2. Köşe Yazıları

Gerçekler ve Tarih: Oku mu? Tebliğ et mi?

0
Bazılarınız geçmişten bu yana anlatılanlara masal dememe kızıyor. masal arapçadaki mesel kelimesinden gelir.
masal(mesel, misal, emsal gibi kelimelerin kökü aynıdır.)
Masal insanlara yardımcı olmak için örneklerle yapılan anlatımlardır. kuran darb-ı mesellerle doludur. Hatta zumer suresini açın okuyun.
Benden kimsenin inancına karşı bi hakaret duyamazsınız. “istersen krem peynire tap banane!”
Benim anlattıklarımdan rahatsız olmayın, Mekke emiri olan birinin torununun, yıllardır bir hırka bir hurma bir şilte ile anlatılmasından rahatsız olun. Benim anlattığımdan değil!
Yıllardır ticaretle uğraşan birinin okuma yazma bilmediğinin anlatılmasından rahatsız olun!
İkra Kelimesinin “oku” diye tercüme edilmesinden rahatsız olun!
Önceki yazılarda yazdıklarımdan rahatsız olanlara iki çift lafım var.
Birisinden bahsederken yalın “muhammed” kelimesi kullanmak hakaret veya saygısızlık değildir. Hazreti kelimesi de zaten sadece Türk toplumu tarafından kullanılan bir ön ifadedir. Arap toplumunda böyle bir ifadeye rastlayamazsınız.
Onlar adını söyledikten sonra saygı mahiyetinde salat getirirler.
Ehli sünnet ve şia imamları bu salavatın getirilmesini Ahzab 56 ya bağlarlar. Ahzab 56 da “muhakkak ki allah ve melekleri o peygambere salat ederler, ey inananlar sizde ona salat edin ve ona teslimiyetle selam verin” der.
Burada sormak lazım, bana bir sürü laf söyleyenler, kuranın bütün emirlerine uyuyor mu ki, bir kelime ile eleştirebiliyorlar.
Kaldı ki “muhammed” kelimesi manası sebebiyle başlı başına bir iltifattır. Kaynaklara göre bu onun doğum adı bile değilken, bu ifadeyi kullanmak hakaret olamaz.
Hadis kaynaklarında anlatılan masala göre daha kendisi bebekken süt annesinin onu kaybetmesi üzerine yapılan araştırmanın ardından varaka bin nevfel onu bulur ve abdulmuttalibe getirir. Tarihte Abdulmuttalibin onu efsunladığı söylenir. (yani okuyup üflemiştir) Bu olaydan sonra kendisi bu isimle anılır/çağrılır.
Bu arada bazı yazılarımda “arabistan” derken şu anda bildiğiniz “suudi arabistandan” bahsetmiyorum, Arabistan eski tarihi haritalarda bambaşka bir yerdir. Kabe derken bildiğiniz Kabeden değil tarihteki onlarca örneğinden, “medine” derken eski adı “yesrib” olan bu günki bildiğiniz Medineden de bahsetmiyorum (medine de büyük şehir demektir o dönem kaç medaine/medine olduğunu da bi araştırın)
Bu gibi şekilci yaklaşımlarla bir yere varılamaz. insan öncelikle tarih boyunca kendisine dayatılan güneş ve ay tarikatlarının öğretilerini reddetmelidir.
Bize anlatılanların tamamı kadim tarihten bu yana anlatılan, güneş ve ay tarikatlarının farklı zamanlarda tezahür eden hikayeleridir.
Kaldı ki demokrasi var değil mi?
Antik yunanda ariston ve platon adına demokrasi denilen bu ucube kavramla boşuna savaşmadı.
hangi demokrasiden bahsediyorsunuz? anayasal demokrasi? liberal demokrasi? sosyal demokrasi mi?
yoksa ikiz kardeşi monarşi mi?
sürekli temcid pilavı gibi ısıtıp ısıtıp önümüze serdiğiniz, süslü püslü laflarla tekrar tekrar allayıp pulladığınız yaşadığınız topraklardan binlerce kilometre uzağa götürüp insanları refaha ulaştırmayı vaad ettiğiniz ama çocukları öldürdüğünüz demokrasi mi?
sizin bu güneş ve ay tarikatlarınızın öğretilerinden artık bıktım usandım.
sırf daha önce okumadığı sorgulamadığı için hakaret ettiğimi düşünen, selam vermeden hangi dindensin diye soran, sistemin kölesi olmuş, atalarının dinine saplanmış, yarım yamalak bilgilerini putlaştırmış ve putlarını kıramayan, emevi ve abbasi dinine iman etmiş, kimsenin bilmediği görmediği, gidipte dönmediği öte dünya masallarıyla, elimizdeki tek gerçek şeye, yaşama, bu dünyaya ipotek koyan tüm yönetim biçimlerine sormak lazım
hangimiz muhammed hangimiz ebu cehil!
başınızı iki elinizin arasına alın ve düşünün!
bizi bu duruma insanılktan nasibini alamamış kişilerin ve gurupların hırsları getirdi.
ben o yüzden insana iman ederim. çünkü bizi yine bu durumdan kurtaracak olan insan!
düşünmeden okumadan, cumadan cumaya hutbelerde dinlediğiniz yarım yamalak bilgilerle ahkam kesmek en kolayı. ama ben hıradan çıkalı çok oldu, gidin ötede oynayın.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir